Pencere

Hayat her zaman bizim baktığımız gibi değildir. Bazen neşelidir, bazen durgundur, bazen hoyrat. Bazen en değerli sandıklara gizleriz sevdiklerimizi, onlara zarar gelsin istemeyiz. Diğerlerinin başına gelen vahim olaylar onların da başına gelmesin diye binbir dereden su getiririz; hayatlarını planlamaya, yönelendirmeye çalışırız. İstisnalara, denemeye, hayallere yer yoktur. Salt mantık vardır. Mantığa sığmayan kalbe sığamaz. O kadar nettir!.. Bundandır ki farkına bile varmayız. O kutulara sakladığımız en kıymetlilerimiz de varlıktır. Var olmayı hak etmişlerdir. Yani onlara da fırsat vermek gerekir bazen. Fırsat derken, öyle bizim onayımızdan geçen bir listenin içinden bir fırsat değil. Kıymetlimizin de gönlüne değecek bir fırsat. Risk alabileceğimiz, umut edebileceğimiz, merak edebileceğimiz bir fırsat. Çünkü hayat bizim penceremizden gördüğümüz gibi değildir.

Israr ederiz çoğu zaman. Diretiriz, dayatırız, olmazsa olmazlarımız vardır. Böyle böyle köreltiriz hayal gücünü. Bir zamanlar dünyanın hala umut vadeden bir yer olduğuna inanan kıymetlilerimizi küstürürüz. Hayal etmeyi de onların gerçekleşeceğine inanmayı da unuttururuz onlara. Çoğu zaman haklı savunmamız vardır, her şeyi zamana bırakabiliriz, zaman çok uzundur, daha gidilecek çok yol vardır. Yenecek fırınlar dolusu ekmek ve heybeye atılacak onlarca tecrübe… Oysa ki zaman izafi bir kavramdır. Unuturuz. Zaman bizim için aktığı gibi akmaz o sandığın içindekilere. Zaten her anı planlanmaya, mantık çerçevesine sokulmaya çalışılan bir zaman nasıl aynı aksın ki! Zamanı çekilebilir kılan içinde gizlenen minik heyecanlardır. Bir bebeğin yürüme serüveni gibidir o minik heyecanlar, her biri ayrı değerlidir. Eğer çekip çıkarırsak onları zaman mefhumundan, geriye içi boş, sadece geçmeye odaklanmış, askerlerin şafak sayarı gibi bir tablo kalır. Farklı olansa açıp baktıkça yüzümüzü güldüren hazine sandığımızdır. Onlar güvende, her şey çok güzel olacak…

Bir gün gerçekten empati yapabilirsek eğer anlarız, biz neyiz, neyi neyden sakınıyoruz ve nerede hata yapıyoruz ya da yapmıyoruz. Anlarız ama artık geç olur, çünkü hayal kırıklıkları derin izler bırakır yaşamın ruhunda. Hatırlandıkça manasızca sızlar.

Tüm bunlar önemli midir?

İleride hatırlayıp güler miyiz?

Pişman mı oluruz?

Kim bilir?

Yola devam edilir.

Mantık çerçevesinde, her adımı hesap kitap edilerek…

Çünkü bir şeye değer veriyorsak o, her şeyin en iyisini hak ediyordur.

Var olun.

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s