Zaman ve Sabır

 

Zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah’ın adıyla başlamak isterim sözüme. Çünkü insanın en büyük sınavlarından biri de zamandır. Bunu nereden çıkardığımı soracak olursanız size “sabır” kelimesini hatırlatırım. Peki, sabır nedir? Kelime kökü Arapçadan gelmekte olup aslen 3 anlamı vardır. Bunlardan ilki; olacak ya da gelecek bir şeyi telaş göstermeden beklemek, ikincisi; öfke doğuracak bir şey karşısında bile öfkelenmeme durumu, üçüncüsü ise; acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında, ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemidir. Sabır Kur’an’da bir çok kez karşılaştığımız ama anlamını tam olarak hazmedememiş olacağız ki, bir türlü hayatımıza geçirememiş olduğumuz bir kelimedir. Evliyalar “hamdım, piştim.” der. Peki, insanı pişiren nedir? Şüphesiz ki sabredip, sabrın sonu selamettir deyip beklemektir insanı hamlıktan kurtaran.

Kur’an’ da sabırla ilgili tahmini 84 ayet geçiyor. Allah 84 belki daha fazla kere “Sabret kulum!” diyorsa, bu sözü dinlememek insanı isyana sürüklemez mi? “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 15) “Allah sabredenleri sever.” (Ali İmran 146) “Sabrettiğiniz için size selam olsun.” (Ra’d 13) “Müjdele o sabredenleri!” (Bakara 155) Bunlar sadece birkaçı… Allah peygamberleri de sabırla sınadı, insanı da sabırla sınayacak. Çünkü insan gerçekten de çok sabırsız.

Kur’an’da sabırsızlık ile ilgili bir kıssa var. Yunus peygamberin kıssası… O (as) da diğer peygamberler gibi kavmine tebliğ ediyor. Kavmi onu dinlemeyince Allah’tan bir emir gelmeksizin bir gemiye biniyor ve yurdunu terk ediyor… Sınavı da tam o anda başlıyor işte. Gecenin ve denizin şartları geminin sağ salim ilerlemesine mani oluyor. O dönemin âdeti, bir kura çekip birini denize kurban verip bu halden kurtulmak istiyorlar. Kura da Yunus (as)’a çıkıyor. Allah’ın peygamberini o gece denize atıyorlar. Büyük bir balık onu yutuyor, deniz fırtınalı ve gece gürültülü ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette… O anda hatasını anlıyor ve dua ediyor ve duası ona hızlı bir kurtuluş aracı oluyor. Duasını ederken de tüm sebepleri geride bırakarak, sadece Allah’a arz ediyor halini…Yunus (as) bir peygamberdi. Yani Allah onu zaten temize çıkarmıştı. Ancak O, yine de Allah’a dayanıp güvendi.

Hifa hatun ile Hz. Suheyb’in kıssasını anlattı geçen gün bir arkadaşım. Onlar da iki mübarek sahabe.. Merak ederseniz siz de okursunuz… Herkes okuduğundan farklı bir lezzet alır. Ben belki hissettiremem onların o muhteşem halini… Biri sabredenlerden Hifa, biri de şükredenlerden Suheyb… Ancak ikisi de kazananlardan. Peygamberimiz (sav)’in “Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar.” hadisi şerifine nail olmuş iki insan. Bizlere de nasip olsun inşaAllah…

Atalarımız da “Sabreden derviş, muradına ermiş.” diyorlar. Yani sabır mühim…

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla,

Asra yemin olsun ki,  İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. (Asr Suresi)

Bir de sabredebilmek herkesin harcı değildir… “Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah’a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.” (Bakara 45) diyor Rabbimiz. Belki zordur ama zaman da çabuk geçer. Yani insan niyetlendi mi, zaman da geçer, sabır da yerleşir hücrelerine… Dilinden ve gönlünden dua düşürmeyen insan sabretmesini bilir. Mükafatını da yalnızca Allah katında arar…

Allah’a olan saygımızı ve sevgimizi hiçbir zaman yitirmemek dileğiyle…

Sabreden ve sabırla bekleyenlere selam olsun!

  بشرى

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s