Sevgili Gün

Siz bir yaş daha büyürsünüz, yan bahçede bir horoz öter, yakın bir komşu nine hakkın rahmetine kavuşur ve dünyanın öbür ucunda bir bebek doğar. Bir umut doğar. Bir tebessüm doğar. Allah yolumuzu öyle engellerle keser ki ‘Ne olacak halimiz, bu nasıl iştir’ diye aman ederiz… Bir yolun kapanması bambaşka mesafelere uzanan bir başka yoldur biz bunu bilemeyiz çoğu zaman. Çocukken büyükleri, gençken çocukları, büyüyünce kendimizi anlamayız. Hani olur ya insan bir insana hasret kalır, tek bir yüz, bir yürek ister derdine ortak, yüzündeki gülümsemenin aynası olacak. Kendisiyle tastamam aynı olmasa da bir dil olsun ister, sözünü paylaşacak, yüreğinden birçok cümle süzülür belirli bir milletin diliyle ifade edilemeyen… İşte o dil anlar o cümleleri. Anlar ve karşılık verir. Bir tebessüm eder, olmadı bir bardak çay uzatır. Bir bardak çay tüm yüreğimizin içine dolar, sevdamızın şeklini alır, şekil ve şekilcilerin dünyasında. Yüreği ısınır insanın, işte tam da o vakittir… O vakittir ki, insan fotoğrafını çekip içine yerleşmek ister. İnsan farkına varır artık, Allah’ın kapattığı kapıları tekrar açmaya çalışmak mantıksızdır. Vakit; önünde uzanan engebeli ama tanıdık, sonu belirmeyen ama sonunun gelip gelmemesinin de çok önemli olmadığı o yolda yollanmaktır. O yolda hayal etmek, o yolda heyecanlanmak, bazen boş, bazen dolu heveslere sürüklenip bir iz tutmaktır. Elhamdülillah demektir dilin borcu ve yorgun bir günün, yorgun ama heyecanlı yürekleridir hep umut taşıyacak hediyeleri. Biz gerçekten de bilmiyoruz. Rabbim bilmediklerinizle şen etsin sizi…

Kısmet bir nar meyvesi gibi, nasibe düşen neyse o. Kim bilir ki bir narın içine kaç tane sığdırmıştır yaradan. Takdir edilmiş olan neyse o’ dur. Nar kabuğunu kırmakta olay… Farzı misal bir kurtlu tane yüzünden feryat etmemek gerekir ‘bu ne talihsizlik’ diyerek. Allah korusun, kurdun kısmeti de o nar tanesidir, mani olunur mu başkasının kısmetine? İnsan da işte böyle, istiyor ki o narın içinden sadece kendine ait kısmetler saçılsın. Bilmiyor mu, kendi bir dünyadır, diğer insanlar da birer dünyadırlar ve bu minik dünyalar bir narın içinde sımsıkı, iç içe yerleşmiş durmaktadır. Bilmiyor mu ki aslında şifa o kurttadır. Anlam o kurttadır. Dünyaların kesiştiği yerdir kelebeklerin kanatlanıp uçtuğu. Evvela kısmete bahane aramamak ve şükretmek gerektir ki diğer nasipleri elinin tersiyle itmiş olmasın. Bahtınız öyle açık olsun ki meyvesiyle değil, ağacıyla tadın nasibinizi…

Çok gülersek bitmez değil mi gülücüklerimiz sevgili gün? Biz mesela bugün çok güldük, yüreğimizle güldük, tam ruhumuzun derinlerinden güldük. İnsan hücrelerine kadar hissedebilir mi bir gülücüğü? Biz hissettik işte… Bunu yaparken sorgulamadık ama kısmetimizi, kurda, kuşa börtü böceğe takılıp da kalmadık. Ne kimsenin kısmetine mani olmaya çalıştık ne de önümüze sunulan yola isyan ettik. Biz birer gölgeydik bugün, yan yana dizildi gölgelerimiz bir oldu, bir gölge oldu… Biz de gölgesinde soluklandık bugün.

Bazen… Hatta çokça zaman ‘Rahat zahmette, zahmet de rahattadır.’ Zahmetini çekmeyen kozayı yaramaz. Kozayı yaramayan kanatlanıp uçamaz. Uçamazsa elde ne sevgi kalır ne de rahat. Rahatı kaçar insanın. Huzursuz olur.

Sizi en sevilesiye emanet ediyorum.

Selam üzerimize olsun gün…

(Not: Şimdi yeniden okuyunca yazının başı biraz ormantik olmuş, yanluş anlaşılmasın biz o anlamda sadece ormanları severiz.. 😀 deyip tüm ciddiyeti bozuyorum, saygılar, sevgiler.. )

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s