Sorulamayanlar

Gün gelir… Devran döner…

Bazen bir laf söylemek istersiniz de nasıl söyleyeceğinizi bilemezsiniz ya… Beyninizdeki tüm hücreler sıkıştırılıyormuş gibi bir his verir. Sussanız lal olur bu diliniz… Konuşsanız ah olur… Yani konuşamazsınız, içinizde birikir bütün cümleler, vurdumduymazlığa başlarsınız, git gide uzaklaşırsınız çevrenizden, hatta sevdiklerinizden bile.

Ben de böyle mi yapardım acaba? Benim yerimde onlar olsaydı, onlara aynı şekilde mi davranırdım, alışılagelen düzene dalar mıydım? Bir gün onlar da böyle bir yazı yazar mıydı bana hitaben? Belki de bir zamanlar yaptıklarımın geri dönütleriyle bocalıyorumdur şimdi? İnsan bu dünyada biriktirdiklerinden ibaret değil midir? Belki de kazanıma koyduklarım, şimdi çıkıyordur kepçeme. Aklım bulanınca dilim dolanıyor ya ne demeli şimdi? Bir akıl veren yok mudur?

Öyle anlar oluyor ki keşke diyorum… Aklımızdan geçenler bir baloncuğun içinde belirse hemen yanı başımızda. Hissettiklerimizi kısa film gibi belirse tepemizde. Zorlanmasak mesela derdimizi anlatmaya… Kalp kırılır, gönül kalır diye atıyoruz ya içimize çoğu zaman, hani insanlar anlasalar artık biz yorulmadan daha fazla… Belki de dediğimiz kadar cesaretli değilizdir.

Bu aralar hem matem hem şenlik dört bir yanımız. Hepimizin psikolojisi bozulmuş anlayacağınız. İki kelimeyi yan yana getiremiyoruz doğru dürüst. Talihsizlik demek yerine ben tecrübe edeceğimiz varmış diyorum. Verilmiş sadakamız varmış der annem. Rabbim sadakaları fiziksel hasarlardan kurtulmaya sebep ediyor da peki ruhsal hasarımıza da ediyor mudur sizce?

Of be! Yine ne çok soru sordum. Düşüncelerimi değil de sorularımı biriktirmişim belli ki… Ne acı paylaşacak kimse olmaması. Ne iyi Allah’tan başka işiten olmaması… Ne gariptir gecenin bu saati ellerim klavyede. Bazı sorulara cevap gerekmiyordur belki. Bazı sorular gönlümüzde saklı kalmalıdır. Cevaplar üzücü olsa da verilmeli midir? Öğrenilmeden de bilinmez ki iyi midir kötü müdür. Bak bu da bir kargaşa.

Ha… Bir de hayalleri saklı kalmalı insanın. Hayaller dalga konusu olmamalı. Birileriyle paylaşılanlar baltalanıyor çünkü. Küçümseniyor. Ötekileştiriliyor. Siz bilmiyorsunuz çünkü nereden bileceksiniz ki! Nereden anlayacaksınız ne istediğinizi! Sizin hayal dedikleriniz, başkalarının hayal kırıklığı, anlattıkça batıyor canlarına. Ondan acıtıyorlar sizin de canınızı.

Gün gelir gerçek olur. Umutlar duaya dönüşür. Bir bakarsınız dualarınızı yaşıyorsunuz. Artık anlamsız kalıyor tüm cevapları tüm soruların. Daha fazla soru sormak gelmiyor insanın içinden. Kepçenize bir avuç tebessüm çıkıyor.

Gün geliyor ve devran sizden yana dönüyor…

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s