Tesettüre Dair

İman bütünlüğü bir baraj gibidir. Barajların inşasına ve bakımına ne kadar özen gösterildiğini bilirsiniz. Bazı kimseler için sıradan ve basit görünse de ciddi bir mühendislik ilmi gerektirir. Bir ülkenin ekonomisine katkısı oldukça fazladır. O ülkenin halkına sağlanan imkanlar da artacaktır. Barajda toplanan su çeşitli alanlarda devletin ve milletin refahı için kullanılır. Bir kimse cahil olmadıkça o barajın fenalığından söz edemez. Diğer bir değişle faydasından şüphe duyamaz. Mühendislik demiştim, evet! Barajın dizaynına bakacak olursak her bir elemanın apayrı işlevi vardır. Parçadan bütüne her bir elemanın da kontrolü dikkatle yapılır. Kapaktan vidasına, panelinden vanalarına kadar… Tek tek… Ağzına kadar dolu bir barajın kontrolünün özen gösterilmeden alelade yapıldığını farz edelim. Vanada sızıntı ya da kapakta çatlak olsun… Eğer fizik biliyorsanız basıncın nasıl tanımlandığını da bilirsiniz. Yüzeyin her noktasına eşit bir şekilde basınç uygulandığında bir denge durumu oluşacak ve kapağın bu basınca karşı gösterdiği direnç de uygulanan basıncı sıfırlayarak suyun kapağın arkasında kalması sağlanacaktır… Kapaktaki en ufak bir çatlak bazı durumlarda ihmal edilemeyecek, kapağın her noktasına uygulanan kuvvet de eşit olmadığından ve kapak da zaten çatlak olduğundan, suyun basıncı kapağın kırılmasına ve gerideki tonlarca suyun olanca hızıyla önüne gelen her şeyi alıp götürmesine sebep olacaktır. Bu durumda dünyanın en zeki bilim insanlarını da getirseniz suyun felaketine engel olamayacaklardır. Yapabilecekleri tek şey zararı minimuma indirmek olur, ama artık iş işten geçmiştir. Belki o barajın yeniden inşası yıllar alır ve belki de çevre halkının hayatı geri döndürülemeyecek zarara uğrar. Kısacası insanlar maddi manevi hüsrana uğrar, canlarından bile olabilirler… Neyse… Konumuz baraj ya da fizik ya da mühendislik falan değildi. Zarar hesabı ya da istatistik falan da anlatmayacağım. İlk cümleme dönmek istiyorum. İman bütünlüğü bir baraj gibidir. Peki bütün bir imana nasıl sahip olabilir insan? Yarım Müslüman diye bir şey mi olur? İmanı gözle göremiyorum ki var ya da yok diyeyim! Sizi ‘Varlık ve Yokluk’ adlı yazıma yönlendiriyorum. Onu okuduktan sonra kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Şimdi size uzun uzun bahsedecek değilim. Sadece bir cümle söylemek istiyorum. Bir şeyin illa da beş duyunun tamamıyla algılanması gerekmez, bazen etrafımızdaki alametler bizi varlığa ya da yokluğa götürür. Tabağı boş görmeniz, içinde bir şey olmadığına işarettir. Öyle ki bir kişinin de imanlı olduğuna delil getirebilirsiniz. Bir kimse Kur’an ve sünnet üzerine yaşıyor, gönlünde hem Allah korkusu hem de sevgisi taşıyorsa onda imanın delilleri vardır. Ha, burada bir sıkıntı var, biz hiç bir zaman emin olamayız. Çünkü imanın kimde olduğunu yalnız Allah bilir, kalplerin özünü de bilen yalnız O’dur. Üzerimize düşen sadece bakmak, görmek… Konumdan ne kadar çok sapıyorum, bir türlü sadede gelemedim. Bir bayan için imanın delillerinden biri de tesettüre itaat etmesidir. İtaat deyince aklınızda kölelik beliriyor. Nedenini bilmiyorum ama sizin bilinç altınıza köleliği yerleştirmişler, halbuki söz konusu Rabb’ e itaat olunca benim aklıma özgürlükten başka bir şey gelmiyor. Baraj benzetmesine geri dönersek, evet iman bütünlüğü insanı dış etkilerden korur. Barajın suyun önüne set çekmesi gibi iman da oksijensiz bir ortamda oksijen tüpü yerine geçer, hayatınızı kurtarır.. Günümüzde şeytan vesveselerini güncellemiş olacak ki ne durumlara geldik… Ee tabi insanlığın yaratılışından kıyamete kadar sürecek bir işletim sistemine sahip bir varlıktan söz ediyoruz. O kendini güncellemezse, günümüzün zeki insanını nasıl alt edecek! Tesettürün tanımına da girmek istemiyorum eller, yüz, zinet vs bahsetmeyeceğim, merak eden varsa açıp 24/31, 33/59, 24/60 bölümlerini okuyabilirler. Ünlü modacıların ya da mağazalarında Hande Yener parçaları çalan dış kuvvetlerin oyunu sözüm ona tesettür satan mağazaların katalog sayfaları değil o numaralar! Kadını en şerefli ve özgür fıtrat üzerine yaratan Rahman ve Rahim olan ve kendinden başka ilah bulunmayan Allah’ın sözleri… Kadına verdiği değerli uyarılar, kurallar, ultimatomlar ya da iltifatlar. Ne derseniz, bakış açınızı bilmiyorum, yorum yapamam… Sadece benim için iltifat olduğunu bilin isterim. Bunları da geçtikten sonra, taviz tavizi doğurur diyerek imanın delili olan bir olguda verilecek en ufak bir taviz imanın azalmasına, Allah korusun ileride daha büyük tavizlere yol açarak imansızlığa bile götürebilir. Bu lafım taviz verenler için. İlkem ‘Nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez.’ dir yanlış anlamayın. Farkına vardıkça, okudukça, öğrendikçe ve bilgilerim oturdukça ben de taviz vermemeye çalışıyorum. Dünya onlara güzel gösterilmiştir’ diye bahsediliyor. Ben dünyanın güzelliğine aldanıp imanımda çatlak olsun istemiyorum. Bende oluşacak bu çatlak sadece bana zarar vermeyecektir elbette. Eğer ben başımın üstünde bir ayet-i kerimeyi taşıyorsam, çevremdeki insanlara da örnek olmalıyım ki onlar da taviz vermesinler. Laf arasında çok bahsediyor arkadaşlarım, ‘Bir gün kapanırsam, böyle giyinmek istiyorum.’ Bahsi geçen ‘böyle’ giyim tarzını açıklamak istemiyorum. Sadece daha çok üzülüyorum. İçim kan ağlıyor, takva örtüsü daha güzeldir diyorum… Tesettür, süsünü helaline saklamaktır diyorum… İçime atıyorum… Son zamanlarda bir de moda haftası vs duymaya başladım.Sabır demeye yetecek kadar sabrım varmış farkına varıyorum… Bildiğiniz protesto ediyorlar, tesettürün modası mı olurmuş! Allah’ın ayeti bu kadar mı değersiz! Allah hepimize, başta da taviz verip insanları yanlış yönlendirenlere hidayet versin… Hani diyorlar ya onlar yanlış biliyor, kimsenin suçu değil. Hayır! Hepimizin suçu. Dinimizi, imanımızı, bu yazıdaki temel konumuz olan tesettürümüzü tavizlerden kurtarıp, özgürlüğümüze sahip çıkmalıyız… Tesettürü kadını daha çekici kılarak ya da  objeleştirerek, İslami hükümleri değersizmiş gibi yansıtan herkese karşı tepkimizi belirtmeliyiz. Bunu başta ehlibeyt hanımları ve sahabe hanımlara olan saygımızdan, sonra da bugün kendimiz, yarın kızlarımız ve en önemlisi de dinimiz için yapmalıyız. Kötü bir şeye şahit olunca elimizle düzeltmeli olmadı dilimizle düzeltmeli, hiç olmadı kalbimizle buğz etmeliyiz ki Peygamberimizin (sav) bize verdiği bu öğüdü tutmuş olalım. O ki, ümmetim diye ağlayan en sevgilinin de en sevdiğidir… İnsanın vicdanı en güvenilir uyarıcılarındandır. Tüm bu taviz ve hataların içinde biz hiç bir şey yapmıyorsak vicdanımızın acil sorgulanmaya ihtiyacı var demektir. Allah basiretimizi bağlamasın. Hakkı tavsiye eden ve sırat-ı müstakim üzere yaşayan müslüman, örnek mü’min gençler olmak ümidiyle… Cumanın hayrı ve bereketi üzerinize olsun.

بشر ى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s