Öylesine Sorunsal

Allah’tan yalnızca kâfirlerin ümit kestiği tanımlanıyor Kur’an-ı Kerim’de. İmkânsız diye bir şey yoktur, Allah’a iman eden birinden duyulmaması gereken laflar bunlar diye anlatıyoruz hep. Kün feyekün diyoruz. Allah bizimle beraberdir, gaybı da yalnız o bilir… Tüm canlıların hali ona ayandır diyoruz. Hayal kurduğumuz zaman da ütopik olarak adlandırılıyoruz. Hani sen sonsuzun ötesinde bir Allah’a iman etmiştin? Bir dua ediyoruz ya da sevdiklerimizden dua istiyoruz. ‘Saçma kuruntular’ olarak tanımlanıyor dualarımız. Hani sen bir Allah’a umut bağlamıştın! Söyleyecek söz bulamıyorum bazen, bir yanım bağ, bahçe iken bir yandan kara bulutlar getiriyorlar… Zaten yeterince pişmanlığım var içimden haykırarak; hak etmediğimin, bu dualarımın yersiz olduğunun vesvesesini veren. Ruhumu çevreleyen karamsar sedaları susturmaya çalışırken bir de benim gibi iman ettim deyip, beni umutsuzluğa sürükleyen kimseyi kaldıramıyorum. Kötü düşün, iyi gelsin mantığına karşıyım. Hep de öyleydim. Kimse için, hiçbir şey için kötü düşünemem. Tamam, kendimi allayıp pullamam en ufak bir belirtide ama olumsuz bir insan değilim ben. Ben, duanın açabileceği kapılara son hücreme kadar inanırım. Çünkü ben dua ettiğim zaman Rabbim ellerimi hiç boş çevirmedi. Çünkü Rabbim beni en kötü durumlarda dahi yalnız bırakmadı. Etrafımda bana yardım edebilecek tek Rabbim vardı ve O, elimi hiç bırakmadı. Bunu anlatamıyorum çoğu kimselere…

Aslında hatalı davranışım derdimi, bana o derdi verenden başkasıyla paylaşmak da olabilir. İçindekini tutamayan, hemen her mutluluğunu, derdini, düşüncesini paylaşmak isteyen bir insansanız her sözün ardına bir pişmanlık açılabiliyor. Çünkü derdimiz de gönlümüzün yükü. Bizi Allah’a yakınlaştıran, aramızdaki bağı kuvvetlendiren bir sır. İnce bir sızı belki ama aşığın, maşukuna özleminin belirtisi… Eğer olur da başkalarını araya sokarsanız, dua maksatlı da olsa, sonunda üzülen siz oluyorsunuz. Bilmesi gereken yalnızca Allah’tı. Duanıza icabet etmeye Kadir olan da O… Duanın çokluğu ve samimiyeti önemli… Allah peygamberleri bile dile getirmiş; ‘Hakkında fikir sahibi olmadığım şeyi istemekten âlemlerin Rabbi olan Allah’a sığınırım.’ diye. Allah bizi hakkında fikir sahibi olmadığımız şeyler hakkında yorum yapmaktan men ediyor… Aslında hiçbir şey hakkında fikir sahibi değiliz… Öyleyse neye dayanarak duamız ya da hayalimiz küçümseniyor? İlmimiz öylesine az, öylesine sabırsız ve cahiliz ki; ne yapalım oturalım mı yerimizde? Biz müminiz. Dua etmezsek icabet beklemek mantıksızca olmaz mı? Dua, mü ‘minin dayanağı değil mi! Dua, sabır, sebat… Vav olmak öyle kolay değil!

Kısmetten öteye yol yoktur o da ayrı mesele tabi… Allah kısmet etmeyeceği şeyin isteğini gönlümüze koymasın. İstediklerimizden de hakkımıza hayırlısını nasip etsin… Biz bilmeyiz, O bilir! Zaten ananem der ki kısmetinde varsa el getirir, yel getirir, sel getirir. Yoksa da dünya yerinden oynasa olmaz. Şimdi size bir kısmet hikâyesi anlatıcam. Düşünün ki  2643 km uzaktan yabancı bir şehre  geliyorsunuz. Size, kültürünüze, kimliğinize çok yabancı… Sonra bir Cuma vaktinde kendinizi bir camiye atıyorsunuz. Dini İslam olmayan ve belki de aynı değerleri paylaştığınız insan sayısının bir elin parmağı kadar olduğu bir şehirde.  İşte kısmet, 2643 km uzaktan bu şehre gelip tam da bu camiye gidip tam da bu cuma gününde bir namaz vakti buluşup, sadece selam verdiğiniz teyzenin size uzattığı el yapımı kurabiyedir. Evet bu kadar basitçe tanımlanabilir. Tabi bunun yalnızca Allah’ ın isteği ve arzusu yolunda olabileceğine inanan kimse için. Bu olay olmadan birkaç yıl evvel biri gelip size dese, ‘Filan ülkenin camisinde cuma namazı kılsam, o tanımadığım insanlarla yemeğimi paylaşsam ne iyi olurdu.’ diye. Ona mantıklı ve tutarlı hayaller kurup dua etmesini önerirdiniz. Belki de gülerdiniz. Niye? Ne çabuk unuttuk, Allah’ın kudretinden yalnız kâfirler umut keser…

Olumsuz düşünen herkese karşı, olumsuzluğu simgeleyen her sembole karşı, umutsuzluğu belirten her kelimeye karşı bir Allah diyorum… Siz de duadan vazgeçmeyin. Hayal bile edemeyeceğimiz hayatların şükürsüzlüğünü yaşıyoruz. Biz bu haldeyken dahi bizi bırakmayan bir Allah’tan söz ediyoruz. Dua gönlün Allah’a serzenişidir. Lakin kabul etmek de ona kalmış.

Hakiki imana sahip, duasında ısrarcı, her daim umut dolu birer Müslüman olmak temennisiyle…

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s