Deli Saçması

Düne nazaran biraz kırılgandı bugün açan çiçek. Sanki bahar yüzünü gösterip hemen geri dönmüştü. Artık cümlelerin sonuna iki noktalama işareti birden konuluyordu. Bu mevsimde ne anlaması ne de anlatması kolaydı işte. Saklambacı en iyi çocuklar oynuyor, biz büyükler deve kuşu gibi saçma sapan metotlar geliştiriyoruz. Bu mevsimden midir ne, her şey normal geliyor azizim. İnzivaya çekilmek istercesine bir yorgunluk var tepemizin ucunda. Atalet de denmez ama öylesine, zamane yorgunluğu. Bir avuç sırra mazhar olmuşuz ne yapacağımızı şaşırmışız. Dünden ikna olmuşuz sebepsiz sonuçlara. Yersiz ve anlamsız tavırların müptelası, hangi derde giriftar olsa hemen bir isyan bayrağı dalgalanıyor göklerde. Saçma sapan yani. Büyümek saçmalık bir yerde… Anlatmak istiyorum ama anlatamıyorum işte. Yerime bir çocuk koyun, bak nasıl anlatıyor her bir şeyi. Kimseden utanası, çekinesi yok. Ya delireceğiz, ya da beş yaşına geri döneceğiz. Dedim ya artık bir noktalama işareti yetmiyor. Yetmiyor. Çünkü insanca diye bir dil yok henüz dünyada. Var olan diller kavramları açıklamaya yetiyor. Kavramlar da kayboluyor bir yerden sonra, insan kavramlar tarafından kuşatıldığından beridir bu derenin suyu böyle akıyor. İnsanca. Böyle bir dil çıkardım başınıza. Alın ve tepe tepe kullanın olur mu? Madem beş yaşına dönmek istemiyorsunuz, bu yeni dili öğrenmek de size farz olsun. ‘Bize’ demek istedim, yanlış anlaşılmasın. Tüm zamanların en efsanevi hareketini başlatmış bulunuyoruz. Evet! Siz de dâhilsiniz. İnsanca hareketine hoş geldiniz. Şimdi sayacağım kurallar her yerde ve her koşulda geçerli. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkes tabii olmalı. Kural bir: hiç kimseyi yargılamıyoruz. Kural iki: ne yaparsa yapsınlar, biz hep iyi davranıyoruz. Kural üç: attığımız adımdan, aldığımız nefese kadar aşkla, şevkle, bize sunulan bir lütufmuşçasına, hevesimizi hiç kaybetmeden yapıyoruz. Kural dört: asla ama asla şikâyet etmiyoruz. Kural beş: artık saçma cümleleri hayatımızdan çıkarıyoruz, yılanın deliğinden geçmeyi denemek yerine, kastettiğimiz şeyi ayan beyan söylüyoruz. Kural altı: çocuklardan öğrendiğimiz şeyleri, üzerine bir doktora tezi yazarmışçasına özümsüyoruz. Kural yedi: önce kendimizi anlıyoruz, sonra anlatıyoruz, sonra anlaşıyoruz. Bu kadar kural yeter diye düşünüyorum. Bundan sonra artık tek bir noktalama işareti yeter cümlenizi sonlandırmaya. Bakarsınız, siz daha işaret bile koymadan anlaşılmışsınız… Bir de tavsiyem olacak âcizane; mevsimleri çok takmayın azizim. Onlar gelir, geçer. Bu sizi bağlamasın. Çiçeğe, böceğe de fazla sarmayın benim gibi; maazallah darılır gidersiniz hayata. Yazının biraz abuk sabuk olduğunun ben de farkına vardım şimdi baştan okuyunca. Değiştirmeye hiç halim yok. Dedim işte ben mevsimlere takılıyorum. Üzerimde yan sanayi bir bahar esintisi var. Tam bahar da denemez ama öyle, ucuz, pek sezdirmiyor bahar olduğunu. Bahçedeki pembe çiçekler de soğuğa dayanamayıp soldular. Bu yüzden de olabilir. Baş ucumda bekleyen tonlarca dünya yükü de cabası. Ben işte. Dediğim gibi, mevsimlere çok aldanırım. Siz aldanmayın. Yazının da mantıklı yerini bulur, okur, çıkarım yaparsanız ne mutlu size. Ben de işimin başına dönsem iyi olur. ‘İnsanca’ dünyamıza… Zaten o da delilik bir yerde.

  بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s