Yaşayan Kadın

Yaşamın amacı neydi ? Ne çabuk unuttu kadın fıtratını. Kendini kapitalist, çıkarcı, hoyrat bir sistemin ortasında buldu. Eşitlik dediler ama en çok onlar yediler kadının hakkını. Çıkarları uğruna ona hak verdiklerini iddia ederek ondan fayda sağladılar. Sonra kadın kendini incinmiş, yorgun ve yaşlanmış olarak buldu. Bu muydu kadının yaratılış amacı? Allah, kadın ve erkeği bir alaka’ dan yarattı. Onları eşit değil birbirine eş olarak yarattı. Yani kadın erkeğin erkek de kadının tamamlayıcısı olmalıydı… Erkeklerin sahip olduğu güçlü beden yapısı, otorite anlayışı ve çalışma güdüsüne karşılık, kadınlar oldukça nazik ve naif bir mizaca sahipti. Bunların yanı sıra korumacı, toparlayıcı ve iç güdü sahibiydi. Peki, kadını alçaltmış mıydı? Hayır! Buna rağmen, kadın aşağılanmıştır dedi bazıları. Sinsi planlarını içlerinde tutup, kadınların da bilinçaltını ince ince bu hasta düşüncelerle işleyip, onu kapitalist düzenin ortasında bıraktılar…

Kadın dedim. Yaratılış dedim. Kadın da bu dünyaya Rabbini tanımak için gönderilmişti… Ama kadın 5 yaşında önce anaokuluna gönderildi, kuran kursuna gitmek için çok küçüktü. Kadın ilk okula başladı, okuma yazma öğrendi ama ‘elif, be ,te…’ demek hala çok zordu onun için. Kadın ergenlik çağına ulaştı, rol model olarak gençlik romanlarındaki karakterleri örnek aldı kendine. Sahabe kadınların hayatından kimse söz etmedi ona. O da sormadı tabi Hz. Aişe, Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Asiye.. kimlerdir diye… Kadının prenses masallarıyla büyütülmesini de göz ardı etmemek lazım tabii. Pamuk prenses ve yedi cücelerin isimleri onun için çok daha önemliydi. Ona sorsanız pembe panjurlu ev, şömine başında dinlenen klasik müzik hayallerinin vazgeçilmez birer parçasıydılar. Sabah namazına kalkmayı hiç hayal etmedi kadın. Üniversiteye başladı. Çok çalıştı… Doktor, mühendis, pilot, öğretmen, hakim, avukat… oldu. Ama kul olmadı kadın. Etrafında bulunan herkese binlerce teşekkür etti. Ama şükretmesini öğrenmedi. Mezun oldu, sonra işe girdi, sonra yurt dışında bir firmanın müdürü oldu. Uluslararası anlaşmalar imzaladı, basın toplantıları düzenledi, topuklu ayakkabılarıyla çanta kombinlerini yapmayı unutmadı tabii. Sonra koşuşturmacalar bitti. Kariyer yapan kadın belki evlendi belki bekar yaşamayı tercih etti. Sonra herkes gibi, kainata gelen her canlı varlık gibi; kadın öldü…

Yukarıda söz ettiğim hikayenin içinde, virgüllerin arasında bir kadın aradım. O kadını buldum da… Ama aklıma yatmayan tek şey yazının başında fıtrat deyip, sonra bulduğum kadın modelinde fıtratından çok çok uzaklara gitmiş ya da gönderilmiş olduğuydu… Günümüzde de bu böyle değil mi! İnançlı bir kadın, inandığı gibi davranmak istediğinde hep ezilmiyor mu? Hiç cool değil ki islami karakterleri rol model almak! Hiç estetik değil ki hep aynı bol kıyafetleri giymek. Hem sonra, eşarbın ütüsüdür, bonesidir kim uğraşacak? Kadın laboratuvarda araştırmalar yaparken vakit namazını nerede, nasıl kılacak? Kadın çalışacak, ayaklarının üstünde duracak, ev hanımı olması eziklik onun için… Kocasının ya da ebeveyninin maaşıyla geçinmesi bir boyunduruk altına girmek… Kadın köle değildir ama kapitalist düzenin kölesi olabilir. Kadın sabah 8 akşam 5 çalışsın. Yetmesin hafta sonları da araştırmalar yapsın. Böyle olunca kadın dünyanın esiri olmaz ne de olsa! Kadın evlenebilir ama önce üniversite mezunu olsun, gerekirse evinin erkeği olsun… Kocası da ne düşünürse düşünsün canım, özgürüz değil mi!

Kinayeler bir yana… Okuyoruz değil mi? Okumaya devam edelim bence. Çünkü ışık görünüyor ve biz sonunda kavrayacağız yaratılış amacımızı. Ben demiyorum kadın okumasın! Kadın okusun tabii. Ama kadın dini kitabını da okusun… Kadın üniversiteye de gitsin en iyi mevkilere de gelsin. Ama ibadetlerini ikinci plana atmadan.  Rabbinin emirlerini unutmadan kadın kendine has yaşasın hayatını. Dediğimi iyi anlayacak, çarpıtmayacak insanlar da vardır. Onlar bilirler kadının aile kurumundaki yerini, güzelliğini, kendine haslığını ve eşsizliğini. Papatya kadar nazik büyütülen kadına, papatya kokusundan anlayanlar iyi bakabilirler zaten. Kadın erkek eşit değildir de demiyorum. Diyorum ki bazı şeyler vardır ki erkek için biçilmiş kaftandır. Kadının görev ve sorumlulukları da ayrıdır. Bir polisin ameliyat yapmaya çalıştığını, kanun bilmeyen bir adamın yargı masasında olduğunu düşünün… Garip. Çok garip…

Neyse, kafama takılan bir problem de buydu.

Kendi adıma konuşmam gerekirse; yenilikçi düşünceye karşı olmayan bir insanım. Zaten çalışmayıp ev hanımı da olsam boş kalmazdım diye düşünüyorum. Bu tamamen insanın kendi yapısı ve hayata ne gözle baktığıyıyla ilgili…

Fıtrat demiştim ya. Aslında içimizdeki kurulu saat bize hatırlatıyor. Bazı şeyler farklı olsa daha mutlu olabiliriz belki. Belki o şeyleri farklılaştırmak bizim elimizdedir. Kim bilir?

Kurulu düzen içinde yaşamak daha kolay olabilir. Hayatınızı inandığınız gibi yaşamak istediğinizde etrafınızdakiler sizi kırıp üzebilir… Hayatınız alt üst dahi olabilir! İnsanın en çok korktuğu şey de bu değil mi? Bilmediğimiz şey ise hayatımızın altının üstünden daha güzel, daha huzurlu, daha yaşanılası olduğu…

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s