Başlamalı mı?

Nereden başlasam bilmiyorum. Başlamalı mıyım? Sevincim de boğazıma düğümlenmiş, böyle bir durumda gülsem zalim mi olurum? Eğlensem mesela, dostlarıma kavuşmuşum hazır, olmaz mı? Başkalarının yanında nasıl davranacağım peki! Üzüntümü nasıl gizlerim çehremde…

Bir avuç dolusu dua ile geldim ben buraya, yuvama – huzuruma kavuşmaktı tek dileğim. Ben oralardayken içim sıkılıyordu. Ha bire eskileri hatırlıyordum, saçma sapan bir hüzün doluyordu içime değerini bilmeyen değerliye dair. O insan benim atamdı. Ne vazgeçebilirdim ne de çok sevebilirdim(malum nedenler ötürü). Kin de beslemiyordum ki ‘Ah!’ ettim de acısı çıktı gibi şeyler de söyleyemem bana düşmez… Benim inanışıma yakışmaz kötü düşünmek… Sonra dedim geçmiş bitmiş ama gelince gördüm ki geçmemiş! Bir haller olmuş da bana söylememişler. Kısmi felç geçirmiş de, hastanede yatıyormuş! Nereden bileyim ki içime doğacaktı, kalbimi göğsümde dar eden de buymuş! Sustum… Suskunluğum gömüldü bu sefer de boğazıma… Gitmek isterdim! Yanında olmalıydım, sadece fiziksel yardım amaçlı değil. Yanı başında elini tutmalıydım, dualar etmeliydim, ona acil şifalar dilemeliydim… Şimdi benim mi suçum? Hayır, o benim elimden bu hakkı çaldı! Benim hakkıma giren de beni çaresiz bırakan da oydu.  Canımı sıkmak istemesem de gözyaşlarıma hâkim olamadım, çünkü ben onun canından bir parçaydım… İnsan düşmanı dahi olsa üzülür, ben en yakınıma yakın olamadım.

İç karartıcı haberler bir yana, tabi ki havaalanında yorgunluğun ve telaşın verdiği heyecanla sular seller gibi hasret giderdim annemle, kardeşlerimle… Beni görmeye gelen sevgili akrabalarım… Hepsi benim için hazırlanmış, ufak ufak hediyeler saklamışlar. Mutluluk bir kuş gibi omuzlarıma konmuştu da kendime gelemiyordum…

Bugün de dostlarım yanımdaydı. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Hâlâ da öyle… Hepsinin ayrı bir hikâyesi, benim ayrı bir hikâyem, telaşlar, hayaller, dualar derken muhabbet aldı başını ta nerelere gitti. Özlemimizi gideremedik, yine tadı damağımızda kaldı ama buna da çok şükür.

Çok abartılacak bir durum olmasa da yine karmakarışık ruh halinde ben ders seçmişim, dokuz ders almışım. Vay bana! Mezun olmam gerekiyormuş da hayatımı kuracakmışım, büyüyormuşum, arkadaşlarım nişanlanıyor- evleniyormuş vesaire. Sabah da okula gidecekmişim her yer bir yerde. Aklım da başımda değil ya hadi hayırlısı…

Hayatımdaki fazlalıklardan kurtulma gibi bir hevesim var. Onları atıp yerine beni ben yapan ne varsa almak istiyorum. Kitap okumak, hat çalışmak, fotoğraf çekmek, yazmak, çizmek, ney üflemek…

Birçok bekleyiş, birçok telaş… Hepsinin sonu sabır mı? Evet.

Sorun şu ki; sabredebilmek de insanın imtihanı…

Cuma geceniz hayra kalsın…

بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s