Dost

Dost…

Gel…

Bir bardak sıcak çay getir yanında. İnce belli bardakta getir dost, bilirsin ben ince belli bardakta severim çayı. Ankara simidi de al. Az yürümedik o tozlu dumanlı Ankara sokaklarında seninle. Az bölüşmedik bir parça simidimizi seninle, ikimiz de susamını severdik ya o ayrı. Dertleşirdik ya hani şelalenin üstündeki cami avlusunda. Ne hayaller paylaştık be dost! ‘Ya! Var ya! Şimdi…’ diye başlayan ne heyecanlarımız vardı. Yağmurda ıslanıp az mı otobüs duraklarında bekledik. Hele o kapı önü sohbetlerimiz yok mu? Tamam, bu son dedikçe laf lafı açardı. Her şeyi ilk birbirimizle paylaşırdık da, içimiz içimize sığmazdı… Takılırdık, şakalaşırdık, kırılmazdık. Hayalimiz bir birimizin düğününe gitmekti. Tema bile yapardık, hatta ilk kim evlenecek sıraya dizmiştik. Birbirimizi doğru yola ilettik hep, destek olduk, dert ortağı olduk. Çocuk kalplerimizi bağladık, masumane dostluğumuz örümcek ağı oldu birbirine girdi. Alışverişe çıktık mı dur durak bilmezdik. Ders çalışmaya diye buluşup ya mutfağa girer de çıkmazdık ya da  saatlerce sohbet ederdik. Başarılı insanlardık hepimiz, şimdi de ‘Ya biz niye okuyoruz ya! Okumasak ya! Çok zor ya!’ demelerimiz, grup sohbetlerinde birbirimizi gaza getirmelerimiz yok mu! Mesafeler fark etmeksizin, başımızı dayayacak birer omuzduk hep… Sabrı tavsiye ettik, sabrettik. Şimdi büyüdük, biz ne ara büyüdük! Hani biz derslerden kaçıyorduk, ‘Bak tarih sınavında kağıdını aç!’ demelerimiz nerede kaldı. Birkaç durak uzaklıkta evlerimiz vardı şimdi her birimiz başka şehirlerde, hayata atılma mücadelesi veriyoruz. Her nerede olursak yine de hasretlik bir mıknatıs gibi çekiyor bizi, lakin biz aynı kutuplarız. Sadakatimiz, göz yumrumuzda gizli masumane göz yaşlarında gizli de, birbirimize olan zannımız iyi niyetli dualarımızda saklıdır. Bir dua isteriz, çok demişizdir ”Bana dua et!” diye.Hepimiz bir birimize duacıyız zaten.

Dost. Ne çok şey biriktirdik. Kaç sene oldu? Sayarsak hatıralarımız azalmaz değil mi? Hep yad ediyoruz zaten insan gençken, deli doluyken yaşanan hatıralar bir ömür saklanır diye. O zamanda kurulan dostluklar daha kalıcı diye. ‘Var ya, beni en iyi siz anlarsınız.’ diye kaç cümle kurduk. ‘Ah! Ben orda olsaydım.’ diye nasıl da dertlendik.  Bilmediklerimizi biz bir birimizden öğrendik.

Dost. Biz ne güzeliz, ne iyiyiz, nasıl bir tevafuktu ömürlerimiz kesişti!

MaşaAllah de.

Çayı soğutmayalım, yarın da kahveye gel.

Bak! Vakit geldi, can kuş oldu bedenden uçtu. Ayaklarım yere basmıyor şimdi. Nasıl bir heyecan, nasıl bir coşku bu anlatılmaz…

Rabbime bin şükür, çok şükür.

Dost dedim, benden saydım, selam olsun!

Vuslat yakındır…

  بشرى

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s