Yargılı İnfaz

Bir yanım sürekli başkalarını yargılayan insanlara kızarken farkına varıyorum ki ben de onları yargılıyorum. İstiyorum ki ne vardı serbest kalsaydık önyargılarımızdan, şekillerimizden sıyrılıp , kalıplarımızı bırakıp insan olabilsek üç-beş gün sayılı ömrümüzde. Bıraksak da insanlar yaşasa hayatlarını, bıraksalar da yaşasak hayatımızı. Birbirimize destek olsak. Demiyorum yanlış örnek olalım, özgürlüğün sınırlarını aşıp başkalarının hakkına tecavüz edelim. Demiyorum ki değer yargılarımızı bırakalım bambaşka bir mantığa bürünelim. Sadece birbirimizin elinden tutalım. Uzun zaman önce yıkanmış belleğimizi şimdi biz şekillendirelim, kontrol bizde olsun, bir şeyi sırf biz istedik diye yapalım kendimiz için. Biz böyle yapıyoruz diye de dışarıdan ailesi, arkadaşları, iş çevresi tarafından zorlanmış diye de algılanmayalım. Sen bana karışma mesela ben de sana karışmayayım.

Şimdi şu anda şuracıkta ölsek ne giyim kuşamımızın, siyasi görüşümüzün, kaç dil bildiğimizin ya da hangi üniversiteden hatta üniversiteden bile mezun olup olamadığımızın hiçbir önemi olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Aslında hep beraber gibi görünsek de ,herkes kendi dünyasında bir haber yaşıyor. Aslında düşününce mantıklı değil mi? Her saniye farklı fikirlere ve zevklere sahip biz ayran gönüllü insanlar bugün beylik taslıyoruz, biz kime kafa tutuyoruz?

Kabullenmek, sahiplenmek varken. Birbirimizin yüzündeki tebessüm, hayatındaki anlam olabilmek varken neden el alem oluyoruz? Neden soru işareti yaratıyoruz? Neden çözüm olmuyoruz? Elimize ne geçecek ,bu kalıpların içinde ne kadar keşfedebileceğiz başkalarının dünyasını? Ne kadar büyüyebileceğiz ya da bedeni büyük beyni küçük bilim insanları mı olacağız…Bilmiyorum nereye kadar bu sabırla devam edeceğim ama eğer bu kadar sığ bakarsak manaları hiçbir zaman görüp, huzura kavuşamayacağız. Hep bir kıskançlık, hep bir ikilem olacak. Hep birbirimizin ayağını kaydırmaya çalışıp altı üstü sayılı sene olan ömrümüzü heba edeceğiz. Çok şahane bir bilim insanıydı ama kimsenin özgür kararına saygı duymadı diye demeyecek kimse, kırdığımız kalpler hariç.

Ben şimdi itiraf ediyorum, bu yazıyı her kim okuyorsa,annem,babam,öğretmenim,dostum,arkadaşım,kardeşim,hiç tanımadığım kişi; ben seni dilini, dinini, mezhebini, ırkını,boyunu,kilonu, üstündeki gömleğin markasını, eğitim durumunu, bildiğin dil sayısını ya da maddi durumunu, baş örtünü örtme şeklini veya örtülü olup olmamanı umursamadan, çıkarsızca, sırf sen olduğun için seviyorum ve sana saygı duyuyorum.Senin özgürlüğünün başladığı yerde benimki biter biliyorum ve bunu önemsiyorum.

Çünkü sen de ben de bir insanız ve insan olmak bu manaya geliyor.

Değerini kaybetmemek ümidiyle.

Selametle.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s